[Drama Günlüğü] You Who Came From the Stars

Uzun zamandır bu kadar güzel bir dizi izlememiştim. Senaryo tatlı, oyunculuk mükemmel, sahneler & çekimler çok güzel...

Esas kızımız My Sassy Girl ve Windstruck gibi Kore'nin en popüler filmlerinin başrolünden tanıdığımız Jun Ji Hyun. Esas oğlan, Dream High dizisinden tanıdığımız Kim Soo Hyun. Dream High dizisine, Music Bank de yapılan gösteride görüp başlamıştım. Araya başka şeyler girmişti yarım kalmıştı. Bu kadroyu öğrenince pek yakıştıramamıştım. Ji Hyun nerde, liseli Soo Hyun nerde... Kim nasıl yakıştırmış bunları derken beraber Thives adında bi filmde oynadıklarını gördüm. Kim görmüşse o kimyayı, çok iyi yakalamış..

Dizinin ilk bölümünden bahsedelim biraz.. Esas kızımız bir Hallyu yıldızı. Pek akıllı olmamakla beraber çok güçlü bir karakter. Esas oğlan, günümüzden 400 yıl önce dünyaya inmiş bir uzaylı (O.o) Vazgeçtim anlatmıyorum açın izleyin.

Hongki evli mi?

FT Island konserinde aradığımı bulamadım. You're beautiful tatlıydı. Finali daha güzel olabilirdi ama yine de iyiydi. Kardeşim diziden sonra Aysa Prensiii~ pdiye gezinmeye başladı. Ben 'daha fazla hongki' diye youtube'u karıştırmaya... Ve Hongki'nin asya prensini düğününe davet ettiği bi video çıktı. Hem de Türkçe.
Meğer Hongki tatlı bi evlilik programına katılmis. 15 bölümlük programda Hongki bi Japon aktris ile tanışıp evleniyor. Çok tatlıydı~
Düğüne davetli çağırmak lazım. Bizimki asya prensi ni arayıp japon bi aktris ile evleniyorum dediğinde prens "sana japonya gecelerinde dağıtmamanı söylemiştim" diyor. Koptum.

Right Back to Arashi!

Music Bank in videosunu indirdikten sonra bir Music Bank videosu daha indirdim. Bir sürü grup vardı. FT Island'ın konserini indirdim. You're beautiful zamani belli ki. Hong ki Jolie ile çıktı sahneye :)
Gruplar sahneler iyi hoş da bi eksiklik var.. Seyirciler. VIP kısmında sandalyede oturan hayran mı olur?

Arashi'nin 2012 Arafes konserine başladım sonra. Ve ilk dakikada işte bu dedim. Tokyo olimpik stadında iğne yere düşmeyecek binlerce kişilik kalabalik tek bir yürek gibi. Bütün şarkilara sesleriyle ve hareketleriyle eşlik ediyorlar. Onların verdiği enerji Arashi'ye yansıyor.10. Yıl şarkıları geldi aklıma 
Koko ni tatteru bokutachi ga ima, kagayakeru no wa kimi ga iru kara
Arashi 14 yaşına girmiş. Ben onlari neredeyse 7 yildir taniyorum. Artik aileden gibiler. Onlar görmek sevindiriyor. Doğal, samimi geliyor hersey. ARAFES de uzun bir aradan sonra ilaç gibi geldi. Özlemişim. Canlarım benim. 


Music Bank in Istanbul

Ne güzel bi organizasyondu~ Bu Kore severler - hatta uzak doğu bile denebilir belki - kitlesinin içinde olduğuma sevindim. Blogdan bile bu kadar uzak kaldigim icin kendime kızdım. Ve izninizle konser izlenimlerimi paylaşayım...
Konsere michiru, sailorsebnem, kore ile tek bağlantısı super junior in Sorry Sorry si olan bi arkadaş ve ciddi fx fanı olan, kore popüler kültürüne benden çok daha hakim çinli bir arkadaş ile gittim.
Konser binasina girdigimizde içeriden smoky girl ve hayranlarin çığlıklari yükseliyordu. Hayranlarin heyecanla bağırışlari çok güzeldi, bu kalabalığı seviyorum ben.
Bileti bronz almistik - en ucuzundan. Ama sahnenin tam karsisindaydik. Oturdugumuzda gayet halimden memnundum. Ama silver kisim bos oldugu icin silver a gecince daha da memnun oldum :D Daha erken davransak gold da bile yer bulabilirdik belki.

İlk MBLAQ çıktı sahneye. Hiç bilmeyenler bile smoky girl ü konser oncesinden ezberlemişti belli ki.


Sonra 'üsküdar a gider iken' ile Ailee geldi. Kız gerçekten çalışmış ve güzel güçlü sesi var. Hakkını vermek lazim. U&I da ayağa kalktım eşlik etmek için. Eğlenceliydi.


Sonra FTIsland geldi. Pek FTIsland dinlememistim. I wish i biliyordum, tatlı şarkı. Solistin kıvırcık saçına taç taktığı bi klibi var. Onda da sevmiştim solisti, kedi gibi birşey. Ama ismini öğrenmem konserden sonra oldu ve hemen konser videolari ve dizilerine başladım :)
Sonra Miss A çıktı. Miss A fanlarının sayısı düşündüğümden az çıktı. Mikrofonlarında sorun oldu ve kameralar sürekli Suzy'yi çektiler.
Beast hayranları bayağı çoktu. Üzerinde BEAST yazan beyaz ışıklar da almışlardı. Bi iki kişiye sordum internetten söylemişler. Konser girişinde hiç stand kurulmadı mı ki acaba? Yazık olmuş :(


Sonra özei bi sahne yaptılar. Çinli arkadaşim 'Oley! Special Stage' diye bağrıyordu. Konserden önce special stage ile ilgili tahminlerini paylaşmışti. Ailee ile birinin Hyuna'nın 'Troublemaker'ını söylemesini bekliyordu. Ama yanlış tahmin. Suzy Mblaq'dan biriyle kendi dizisi Dream High'ın OST'unu söyledi. İzlemediğim bi dizi ama madem bu kadar reklamını yaptılar, HongKi'nin You're Beautiful'undan sonra onu izlicem :)
Sonra yine Mblaq dan bi çocuk, Ailee, HongKi, Beast den sunuculuk da yapan çocuk - Dongjun mudu? 'I gotta feeling' söylediler.


Vee.. Super Junior 'Superman'in girişiyle hepsinden karizmatik bi şekilde sahneye indi. MR.Simple başlayınca herkes coştu tabii :) SORRY SORRY ile bitirdiler. Ah Siwon yoktu, onu göremeyince üzüldüm. En popülerleri oydu diye biliyorum.

Lütfen tekrar gelsinler! Çok eğlendim.
Bir dahakine ışıklar ve pankartlar ile daha hazırlıklı gitmek gerek.
Bence tekrar gelecekler :)

Tokyo Afternoon

Akihabara'da dükkanların arasında kayboldum. Mana'nın yer ayırttığı tura yetişmem gerekiyordu. Bunun için de metro ile Hamamatsucho istasyonuna geçmem gerekiyordu. Metroyu bulmam umduğumdan zor oldu. Yolda kime sorsam gösterir herhalde diyordum... Ya sormayı beceremedim... Soru sorduğum herkes yardımcı olmak için seferber oluyor, yardımcı olamazsa tekrar tekrar özür dileyip mahçup mahçup bakıyordu. Yol sorduğum öğrencilerden bir tanesi çantasından kocaman bir harita çıkardığında acayip şaşırdım. Telefonundan internete soranlar da oluyor. Tokyo'da nereden nereye en ucuz, en hızlı nasıl gidilir bulan uygulamalar, siteler de var belli ki. Şunu öğrendim ki yol sormak için sıradan insanlardan yardım istememek lazım. En iyi sonuç memurlara, görevlilere sorarak alınıyor ^_^

Hamamatsucho istasyonunda tur gişesini bulmam pek zor olmadı. Katıldığım turun internet sitesini de vereyim: www.hatobus.com Turda faklı milletlerden bir çok insan vardı. Tur liderimiz elinde bir çubukta pikaçu oyuncağı taşıyan çok tatlı bir Japondu. "Haydi pikaçuyu takip edin" diyerek bizi gezdirmeye başladı :)


İlk olarak Tokyo'yu rahatça görebileceğimiz yüksek bir binaya gittik. World Trade Center diye geçen 40 katlık bir bina... Seaside Top dedikleri, ücretsiz çıkabileceğiniz bir gözlem katı var. Sailor Moon'da da sıkça geçen Tokyo Kulesini görünce çok heyecanlandım ^^



 Daha sonra Sumida nehrinde küçük bir tur attık. 12 farkı köprünün altından geçerek Tokyo'yu seyrettik. Aşağıdaki resimde, nehirde bir manga çizerinin tasarladığı turistik amaçlı kullanılan bir bot var. Dünyanın en uzun TV kulesi. Yanında bira bardağına benzeyen Asahi binası. Ve yine Asahi'nin çok dalga konusu olan üzerinde sarı bir şekil olan binası...

Sonra Asakusa'daki meşhur tapınağı gezdik. Ve etrafındaki minik dükkanlardan hediyelik birşeyler aldık. Ben Çin'de pazarlık yapmaya alışmışım. 900 yuan derler, gerçek fiyatı 100 yuandan aşağıdır. Tokyo'da fiyatlar elbette yüksekti. Ama pazarlık yapan yoktu. Bu konuyu Mana'ya sormak üzere sadece çok beğendiğim şeyleri aldım. Daha sonra öğrendim ki Japonya'da gerçekten pazarlık yok. Etiket fiyatı neyse o... Aynı anahtarlık bu turistik mekanda, sokak arasındaki bir dükkanda, hatta havaalanında neredeyse aynı fiyat!


Tapınakta Omikuji adı verilen bir nevi fal için kullanılan bir alet var. Kişinin geleceği ile ilgili, para, mutluluk, aşk gibi konularda iyi ya da kötü kehanetlerin bulunduğu 100 küçük çekmece. Ve hangisi'nin senin kısmetin olduğunu belirleyecek üzerinde numaralar yazılı çubukların bulunduğu bir silindir kutu...

Tapınaktan ayrıldıktan sonra Ginza'yı geçerek, kraliyet sarayına geldik. Bu sırada tur rehberimiz çok ilgimi çeken bilgiler verdi.

Japonya'nın %60i budizme, %80i shintoya %1i de hristiyanlığa inanıyormuş. İlginç! Bi kişi birden fazla dini benimseyebiliyor o.O Budizm ölümden sonraki dünya ile, shinto yaşadığımız hayat ile daha çok ilgilenir dedi rehber. "Aslında biz japonlar yaşarken shinto, ölürken budist oluruz. Düğünlerde ve yılbaşlarında da hristiyan" o.O

Daha sonra sembolik olarak imparatorluğun devam ettiği japonyada son dönemde yaşanan "erkek varis yok" paniğinden bahsetti. İmparatorun iki oğlu varmış ancak sadece kız çocukları olmuş. Nerdeyse kız çocuğun imparatoriçe seçilebilmesi için kanun çıkacakmış. Ama şükürler olsun ki (!) bir erkek varis doğmuş. Bu büyük oğlanın çok sevilen, akıllı karısı erkek varis yok baskısı yüzünden kafayı yemiş...


Gezinirken orta yaşlı iki kadın nereli olduğumu sordu. Biri 9 yıl önce İstanbul'a gelmiş. Parmağındaki nazar boncuklu metal yüzüğü gösterdi. Hala severek takıyordu. İstanbul'u çok sevmiş. Eminönünde balıklı sandviç yiyememiş. Aklı kalmış :D Ayrılırken uzun uzun el salladılar...

Günaydın Tokyo! (Akihabara)

Ah google ah! Blogger ın yeni görünümü başıma iş açtı. Taslakları sorgulayıp içlerinden birini sildim. Son yazım neden seçili kaldı ki?! Son yayınımı geri getiremedim... Hevesim kaçtı. :( 
Baştan alıyorum bakalım... olduğu kadar.


Saatimi 7'ye kurmuştum. Mana işe gitmeden önce otele uğrayacaktı. Saat çalınca kutu gibi yatağımda uyandım. Perdemi açtım. Ayaklarımı attım dışarı. Bi baktım odada biri var. Mana gelmiş bile! :) Hemen üstümü değiştim, beraber otelden ayrıldık. Çok yakındaki bir kafeye girdik. Doutor adında bir yerdi. Sandviçleri çok iyiydi :) 
Mana çok tatlı bir kız. Türkiye'yi benden çok gezmiş. Türkçesi benim Japoncamdan daha iyi... Sürekli Türkçe konuştuk. Şangay havaalanından hediyelik bir magnet ile çikolata almıştım. (Neyseki o kadarını akıl edebilmişim.) Mana benim için tur araştırmış. Tokyo Afternoon diye bir tur beğendik. Sabah Akihabara'ya gitmeye karar verdim. Akşam da Shibuya'da buluşmak üzere ayrıldık.


Akihabara Tokyo'nun elektronik marketi diyebiliriz. Aynı zamanda anime ve manga merkezi. 8 Katlı sadece anime ve manga satan alışveriş merkezleri, cosplay kıyafetleri satan dükkanlar, maid kafeler, anime, manga figürleri taşıyan her tür eşya...



 Akihabara otele metro ile bir durak. 210 yen, yaklaşık 5 TL. Metrodan bakına bakına çıktım. Ve mağzaları görünce içinde kayboldum... Yalnız bahsettim mi hatırlamıyorum: Tokyo çok pahalı bir şehir...





Kendi oyuncağını yarat...